Hadis-i Şerif

Bir gün Abdullah b. Mes’ud’a pek çok hususta görüşü sorulduğunda o şöyle demiştir: “Bir
zamanlar biz hiç hüküm veremezdik, daha sonraları Allah takdir buyurdu da bu gördüğünüz
seviyeye ulaştık. Bundan sonra sizden biriniz, hüküm verilmesi gereken bir sorunla karşılaşırsa,
Allah’ın Kitabı’ndaki hükümlere göre karar versin. Allah’ın Kitabı’nda bulunmayan bir
işle karşılaşırsa, Hz. Peygamberin (s.a.v.) hükümleriyle meseleyi çözmeye çalışsın. Allah’ın
Kitabı’nda ve Resulullah’ın (s.a.v.) hükümlerinde söz konusu edilmeyen bir mesele ile karşılaşırsa,
salih insanların verdiği hükümlere göre cevap versin. Allah’ın Kitabı’nda, Hz. Peygamberin
(s.a.v.) hükümlerinde ve salih insanların fetvalarında bulunmayan bir durumda
ise, kendi görüşüne göre ictihat etsin. ‘İctihat etmekten korkuyorum. Ben korkuyorum.’
demesin. Çünkü helal bellidir. Haram da bellidir, bu ikisinin arasında ise (helal mi haram mı
olduğu belli olmayan) şüpheli meseleler vardır. Seni şüpheye düşüren şeyleri bırak, şüphe
duymadığın şeylere bak.” (Buhârî, Büyû

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir