Helal Gıdanın Düşmanı: Jelatin

Yediklerimize, içtiklerimize dikkat ediyor muyuz? Yoksa, hangi market daha hesaplıysa içindekilere bakmadan oradan mı alış veriş yapıyoruz?
Evet, yalnızca kazancımızın helâl olması yetmiyor. Özelikle boğazımızdan geçen lokmaların helâl olması biz Müslümanlar için çok önemli bir husus teşkil ediyor.
Başlıkta da belirttiğimiz gibi, helâl gıdanın en büyük düşmanı jelatin.
İsterseniz önce jelatini kısaca açıklayalım:
Jelatin; bir tür tutkal. Bitkiden yapılabildiği gibi, hayvan enkazından, deri altındaki yağ tabakalarından da yapılabiliyor. Meselâ; diş macununun pekmez gibi akmasını önleyen, içindeki jelatinidir. Konunun ciddiyetini bu örnekten anlayabiliriz.
Aslında sorun jelatinin kullanılmasında değil, bitkiden; arpadan, buğdaydan, soya fasulyesinden yapıldığında yüzde yüz, anamızın ak sütü gibi helâl. Ancak asıl sıkıntımız bu jelatin denen maddenin hayvanlardan ve özellikle domuzlardan yapılıyor olması.
Domuz, biz Müslümanlar için en büyük haramlardan biridir. Hiçbir şekilde domuzun herhangi bir şeyini kullanamayız.
Batılıların böyle bir sıkıntısı olmadığından rahatça kullanabiliyor. Maalesef ülkemizde domuz jelatinin üretimini yasaklayan bir kanun, kullanmayı engelleyen bir müeyyide olmadığı için, market raflarından aldığımız ambalajlı maddelerin bir çoğu hayvan jelatinli. Ve üzülerek söylemeliyim ki, bu jelatinlerin bir çoğu da domuz jelatini…
Jelibonlar, bayram şekerleri, ilâçlar, ilâçların dışındaki kapsüller, yoğurtlar, salamlar, sucuklar, sosisler, krem şantiler, hazır kekler, meşrûbatlar, düşük yağ ihtiva eden sürülebilir gıdalar, yağ oranı düşük peynirler, konserve et ürünleri, lokum benzeri şekerlemeler, meyveli sakızlar ve daha aklımıza gelmeyen nice yiyeceklerin içerisinde jelatin kullanılıyor.
Üzücü bir istatistik daha vermek gerekirse, Türkiye, yılda 5 bin ton jelatin tüketiyor. Bu jelatinlerin çok az bir kısmı Türkiye’de üretiliyor. 700-800 tonu Pakistan’dan, diğer kısmı ise Batı ülkelerinden temin ediliyor.
Jelatin üretimi, sığırda ortalama 14 hafta, domuzda ise ortalama 4 hafta sürdüğünden özelikle Batı ülkeleri, jelatini domuzdan üretmeyi tercih ediyor. Ve bizde bu domuz jelatinli ürünleri yiyoruz. Kendimizi kandırıp, ülkemizde kesilen sığır jelatinlerinden yediğimizi farz etsek bile, “Besmelesiz” kesilen hayvanın haram hükmünde olduğundan sıkıntılı.
Hayvanın nasıl kesildiğinden habersiz yiyip içiyoruz. Hiç düşündünüz mü? İnekten sağdığımız sütü 2 gün bekletiyoruz, yarısı su oluyor. Ancak, marketlerden 10 günlük yoğurdu alıyoruz peynir gibi kesiliyor. İşte bu jelatinin marifeti!
“İbadetimden zevk alamıyorum, duâlarım kabul olmuyor!” diyorsanız yediklerinizi ve içtiklerinizi gözden geçirmelisiniz. Zira Peygamber Efendimiz (asm), “Haram giren midenin duâsı kabul olmaz” buyurmamış mı?
Şunu unutmayalım:
Allah yolunda yaptığımız cihadın makbul olması, helâl gıdaya bağlıdır.
kaynak: furkan ulusal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir