Dini Ve Ahlaki İlkeler

İcma, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vefatından sonra herhangi bir asırda müctehidlerin bir
meselenin dinî hükmü üzerinde ittifak etmeleridir. Güncel meselelerin çözümü için öne sürülen
ilke ve yöntemler Kur’an’a ve sünnete olduğu gibi İslam âlimlerinin üzerinde icma ettiği esas ve
hükümlere de ters düşmemelidir.1
Dinî meselelerin çözümünde Kur’an ve sünnetten isabetli hükümler çıkartılabilmesi için
Allah’ın (c.c.) bu dini gönderme gayesinin bilinmesi oldukça önemlidir. Âlimlere göre dinin en
büyük gayesi, insanların faydasını temin etmektir. İnsan için faydalı olanı belirlemede dinin
ölçü ve kıstasları belirleyicidir.2 Çünkü insan anlık hevesleri uğruna, bağımlılık yapan maddeleri
akıl ve beden sağlığına tercih edebilir. Kendi menfaatini düşünürken başkalarına zarar verebilir
veya kendisi için faydalı zannettiği şeyi seçerken gelecekte uğrayacağı zararları gözardı edebilir.
İslam dinine göre insanın dünyada ve ahirette fayda elde etmesi için koruması gereken
beş gaye vardır. Bunlar zarûrât-ı diniyye olarak ifade edilen dinin, hayatın (can), aklın, neslin ve
malın korunmasıdır. Bu beş gaye toplum düzeninin dayandığı temel esaslardır. İslam’ın ortaya
koyduğu çözümlerin temel amacı insanların din, hayat, akıl, nesil ve mal emniyetini güvence
altına almaktır. Müçtehit, fetva vereceği konu hakkında gerekli bütün bilgileri toplayıp, o konu
ile ilgili ayet ve hadisleri anladıktan sonra vereceği fetva bu beş ana gayeye uygun olmalıdır.
Çünkü dinî hükümlerin tespitinde “zarûrât-ı dîniyye”ye riayet edilmediği zaman meşru ve
insana yaraşır bir toplum oluşturulamaz.

Dinî emir ve yasaklara muhatap olan kişinin söz, fiil ve davranışları hüküm bakımından
şöyledir:
FARZ: Yapılması kesin olarak gerekli davranışlardır. Yapılması sevaba, özürsüz olarak terki
günaha, inkarı ise küfre sebep olur.
VACİP: Yapılması farz seviyesinde olmayan fakat sünnetten daha kuvvetli olan dinî hükümler;
farz ile sünnet arasındaki dini emirler.
SÜNNET: Hz. Peygamber’in sözleri, davranışları ve sahabelerinin yapmış olduğu olumlu
davranışları onaylaması.
MÜBAH: Mükkellefin yapıp yapmamakta özgür bırakıldığı davranışlardır. Caiz ve helal
kavramlarının mübahla yakın anlam ilişkisi vardır. Caiz kelimesini daha çok İslam bilginleri,
sonraki devirlerde karşılaşılan sorunların çözümünde, meselelerin dinî hükmünü ifade
etmek için kullanmışlardır.
MEKRUH: Yapılması dinen hoş karşılanmayan fakat kesin ve açık delillerle de yasaklanmayan
davranışlardır.
HARAM: Dinen sorumluluk çağında ulaşmış olan herkese, Allah’ın yapılmasını kesin olarak
yasakladığı söz ve davranış.
Kaynak : Eba

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir